• Yeşil Kalsın.
  • Yeşil Kalsın.
  • Yeşil Kalsın.

Ne Yapabilirim !!!!!

picture

Binlerce yıldan beri değişen iklimimiz,insan faaliyetleri nedeniyle son yıllarda daha hızlı bir değişim gösteriyor.Özellikle Endüstri Devrimi’nden sonra ortalama sıcaklığın yükselmesi,yeryüzünde bulunan bitki örtüsünü de büyük ölçüde etkiliyor.Yaşanan yüksek sıcaklıklar ve bunun sonucunda ortaya çıkan kuraklık,gelecekte birçok bitkinin zarar görmesine,hatta neslinin tükenmesine neden olacak.Bununla birlikte günümüzde yarı kurak ve kurak olarak nitelendirilen topraklar da tarım yapılamayacak hale gelecek.

Araştırmalar gezegenimizin ekosisteminde kendini toparlayabilmesi için karbondioksit salımının en azından yarı yarıya düşürülmesi gerektiğini gösteriyor.Yaşam tarzımızı çok da değiştirmeden,bireysel çabalarla bile doğadaki ayak izimizi yarıdan fazla küçültmemiz mümkün.Öncelikle tüketim alışkanlığımızı gözden geçirmemiz gerekiyor.Aslında bu konuda yapabileceklerimizi hepimiz az çok biliyoruz.Otomobilimizi daha az kullanmak,toplu taşıma araçlarını yeğlemek,evimizdeki ısı kaybını önlemek için iyi bir yalıtım yapmak,elektrikli aygıtları olabildiğince az kullanmak ve yüksek verimli olanları tercih etmek gibi.Bunların gereğinden fazla kullanımı,bize maddi olarak da yük getirdiği için birçoğumuzun zaten olabildiğince sınırlı kullanmaya çalıştığı kaynaklar. Yalnız,bu önlemleri alırken sırf üzerimizdeki maddi yükü azaltacağı için değil,gezegenimizin kaynaklarının geri dönüşü olmayacak şekilde yok olduğunu da göz önünde bulundurmalıyız.


Genellikle göz ardı ettiğimiz bir başka sorun da atıklar. Bunları yalnızca çevreyi kirleten maddeler olarak düşünmemek gerek.Atıklar arasında plastik,cam,karton ve alüminyum gibi ambalaj malzemeleri önemli yer tutuyor.Bunların üretimi sırasında göz ardı edilemeyecek derecede enerji ve hammadde kullanılıyor.Oysa bu maddeler geri dönüştürüldüğünde hem atıklardan hem de önemli miktarda enerji tasarrufu yapmış;dolayısıyla doğaya daha az atık ve karbondioksit salmış oluyoruz.Örneğin içecek kutularında kullanılan alüminyum geri kazanıldığında enerjiden %90-97 tasarruf ediliyor.Bu da metal ambalaj maddelerinin çöpe gitmesinin çok büyük miktarda hammadde ve enerji kaybına yol açtığını gösteriyor.Üstelik metal,en kolay geri dönüştürülebilir malzemelerden  biri.Bir ton kağıt geri dönüştürüldüğündeyse  17 ağaç,27 m3 su ve %74’e varan oranlarda enerji tasarrufu yapılmış oluyor.


Tüm ambalaj malzemeleri arasında en çok uzak durulması gereken plastik.Çünkü özellikle PVC gibi plastik maddeler yeniden kullanılmak üzere geri kazanılamıyor ve doğada yok olmaları da yüz binlerce yılı bulabiliyor.Bazı plastiklerse yalnızca bir-iki kez geri kazanılabiliyor. Bunun ardından molekül bağları kısaldığı için dayanıklılıklarını kaybediyorlar ve çöpe gidiyorlar.


Cam,ambalaj malzemesi olarak kullanılan en doğal malzemelerden biri.Yıkanarak tekrar tekrar kullanılabilir olması bir yana,geri kazanımı da kolay.Tümüyle doğal bir malzeme olduğu için doğayı kirletici bir rolü yok denecek kadar az.Camın geri kazanımı %30 enerji tasarrufu ve önemli miktarda hava ve su kirletici maddelerden tasarruf sağlıyor.


Evlerimizi ısıtmak için kullandığımız fosil yakıtlar ve elektrik,karbon ayak izimizin büyüklüğünde önemli bir rol oynuyor.En iyisi yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek olsa da bunların ülkemizin yer yerinde verimli olarak kullanımı söz konusu değil.Ayrıca güneş ve rüzgar yoluyla enerji elde eden sistemlerin kurulmasının maliyeti de yüksek.Bunun için alabileceğimiz en pratik önlemler evlerin gereğinden fazla ısıtılamaması ve yalıtımın iyi sağlanması.


Birtakım ilginç gerçekler de var.Örneğin,eski arabanız fazla benzin tükettiği için,biraz cebinizden çıkan parayı,biraz da karbondioksit salımını azaltmayı düşünerek daha az benzin  tüketen bir otomobil almayı düşünebilirsiniz.Ancak uzmanlar bunun tersini öneriyor.Eski otomobilinizi birkaç yıl daha kullanarak ekolojik ayak izinizi küçültebilirsiniz.Çünkü yeni bir otomobilin üretimi sırasında ortaya çıkan karbondioksit salımı 4 ton kadar.Bu da ortalama bir kullanıcının otomobilinin iki yılda yapacağı salımdan daha yüksek bir değer.Elektrikle çalışan birçok aygıt için de benzer bir durum söz konusu.Bu ay aygıtların üretimi sırasında yalnızca karbondioksit de salınmaz.Örneğin bir bilgisayarın üretimi sırasında enerjinin yanı sıra 33 ton su,1 ton bakır,700 çeşit kimyasal madde kullanılır.O nedenle bu aygıtları yenileriyle değiştirirken bir kez daha düşünmekte yarar var.


Gelelim ayak izi en büyük olanlara.Hesaplamalar sık uçak yolculuğu yapan insanların ekolojik ayak izlerinin de çok büyük,ortalama bir insanınkinin onlarca katı olduğunu ortaya koyuyor.Son yıllarda uçak üreticileri karbon salımlarını düşürecek önlemler alsa da her uçak yolculuğu karbon ayak izimizi birkaç numara daha büyütüyor. Örneğin okyanus ötesi bir uçuş,kişi başına 2,5 ton karbondioksit salımına neden oluyor. Bu,ortalama bir insanın otomobiliyle bir yıl boyunca yapacağı yolculuklarda yapacağı salımdan daha çok.


Ülke olarak bizim ekolojik ayak izimiz dünya ortalaması civarında.Yani olması gereken en büyük değerken yaklaşık %30 daha büyük. Bu şekilde gelecek kuşaklara doğal kaynakları zengin bir ülke bırakmamız pek olası görünmüyor.Bunun için  yaşam tarzımızı yerkürenin bizi taşıyabileceği şekilde yeniden düzenlememiz gerekiyor.Öncelikle doğanın bir parçası olduğumuzu anımsamamız ve öteki tüm canlı türleri gibi onunla uyum içinde yaşamayı öğrenmemiz gerek.Gezegenimize kendini yenileme şansı vermeliyiz.Gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmak istiyorsak,elimizdekiler de tükenmeden,alışkanlıklarımızı gözden geçirmemiz gerekiyor.


Yemeğin Kirli Yüzü
Küresel ısınmanın başlıca sorumlularının fabrikaların bacalarından çıkan duman,otomobillerin eksozundan çıkan gaz,ısınmak için yaktığımız  kömür ya da doğalgaz olduğunu hepimiz biliriz.Şaşırtıcı ama soframızdaki gıdaların üretim süreci de küresel ısınmada en az bunlar kadar etkili rol oynuyor.


Tükettiğimiz besinlerin ne gibi aşamalardan geçtiğini genelde pek sorgulamaz,bize nasıl sunulduğuna bakarız.Oysa beslenme alışkanlıklarımızın ekolojik ayak izimizle doğrudan bağlantısı var.Gıda üretimi sonucunda atmosfere salınan ve küresel ısınmaya neden olan karbondioksit ve  metan gibi sera gazlarının (sera etkisine yol açan gazların) ulaşım ve taşıma nedeniyle salınan sera gazlarının yaklaşık iki katı olduğunu biliyor muydunuz?


Gıdaların ekolojik ayak izimizin ne kadarını oluşturduğu beslenme alışkanlığımıza bağlı. Tarım alanları açmak için yok edilen orman alanları,kullanılan gübreler,ilaçlar,hayvan yemleri ve tüketilen otlaklar,bu gıdaların hasadı,işlemleri için tesislere taşınması ve işlenmeleri sırasında kullanılan su ve elektrik,paketleme için kullanılan malzemenin üretimi,bu gıdaların marketlere ve pazar yerlerine taşınması gibi süreçler,besinlerin neden olduğu ayak izinin büyüklüğünü belirliyor.
Et üretimi,sera etkisi yapan gazlar açısından bakıldığında tüm gıdalar içinde en büyük suçlu.Birleşmiş Milletler’in Gıda ve Tarım Organizasyonu’nun (FAO) 2006’da hazırladığı rapora göre dünyadaki insan kaynaklı yıllık sera gazı salımının %18’i sadece et üretiminden kaynaklanıyor.


Et üretimi en  verimsiz gıda üretim yöntemi.Cinsine bağlı olarak hayvanın beslenmesi için harcanan yemin sadece %5 ila 25’i ete dönüşüyor.Küçükbaş hayvanlar,özellikle de kümes hayvanları,sığırlara göre çok daha “çevre dostu”.Küçükbaş hayvanların yetiştirilmesi sırasında ortaya çıkan sera gazlarının yaklaşık dörtte biri kadar.Kümes hayvanlarındaysa 10’da birinden daha düşük.


Yaklaşık 200 gram sığır etinin üretimi sırasında ortaya çıkan sera gazı salımı,otomobilimizle yaklaşık 16 km yol kat ettiğimizde ortaya çıkan sera gazı salımına denk.İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre,sığırdan elde edilen her 1 kg ete karşılık 70-139 gram (bu fark hayvanların beslenme şeklindeki farklılıktan kaynaklanıyor) metan gazı ortaya çıkıyor.Bu miktar fazla gibi görünmeyebilir ancak metan,karbondioksitten çok daha etkili bir sera gazı.1 kg et karşılığında atmosfere salınan metan 2 ila 3,5 kg karbondioksitte eşdeğer etki yapıyor.
Günümüzde tüm dünyada yılda toplam 230 milyon ton et tüketiliyor.Tahminlere göre 2050 yılında bu 465 milyon tona,yani iki katına çıkacak.Buna bağlı olarak sera gazı salımı da öyle.


Sebzelerin yetiştirilmesi sırasında salınan karbondioksitse yok denecek kadar az.Hatta organik tarım yöntemleriyle üretilen sebze ve meyveler doğaya neredeyse hiç yük getirmiyor.Bunlar daha çok üretim yerinden marketlere taşıma ve paketleme nedeniyle dolaylı yoldan karbondioksit salımına ve kirliliğe yol açıyorlar.Ancak,organik yetiştiricilik et söz konusu olduğunda sera gazı salımını düşürmüyor.Çünkü hayvanlar daha az enerji içeren doğal besinleri daha çok tükettiği için daha büyük miktarda metan gazı atmosfere salınıyor.